28 Ocak 2007

unutmak ya da anımsamak

neleri çabuk unuturuz, neleri kolay anımsarız, neler anımsamayı zorlaştırır sorularına özet cevaplar: hatırlamak, unutma ve tekrar üzerine hoşuma giden özet. cumhuriyet gazatesinin haftasonu ekinde figen atalay tarafından yazılmış.

neleri çabuk unuturuz:
- tam anlamadığımız konular
- rakamlar ve isimler
- bilinçsizce, rastgele öğrendiklerimiz
- hiç ara vermeden uzun süre çalışma sonucunda öğrendiklerimiz
- tekrarlanmayan bilgiler
- mutsuz anlarda öğrendiklerimiz
- istemeden, zorunluluk hissiyle öğrendiklerimiz
- düşünmeden ezberlediklerimiz
- inançlarımıza ters düşen bilgiler
- ilişkilendirmekte zorlandığımız soyut bilgiler
- uykusuzken öğrendiklerimiz
- başarısızlığı çağrıştıran bilgiler
- ilgi alanımıza girmeyen bilgiler
- bir işe yaramayacağına inandığımız bilgiler
- pasif dinleme ile öğrendiklerimiz

neleri kolay anımsarız:

- bize anlamlı gelen, anladığımız bilgiler
- duygusal anlarımız, hoşlandığımız duygular
- bilinçli olarak belleğe kaydettiklerimiz (burada kast edileni ben anlamadım)
- çok tekrarlananlar
- mutlu, neşeli iken öğrendiklerimiz
- isteyerek, yüksek motivasyonla öğrendiklerimiz
- üzerinde düşünerek öğrendiklerimiz
- düşüncelerimizle örtüşen bilgiler
- olumlu, çarpıcı bazı bilgiler
- bağlantılar kurabildiğimiz somut bilgiler
- uyumadan önce öğrenip sabah tekrar ettiğimiz bilgiler
- bize başarıyı çağrıştıran bilgiler
- ilgi alanımıza giren bilgiler
- nerede, ne zaman kullanılacağını bildiğimiz bilgiler
- önemli olduğunu düşündüğümüz bilgiler
- aktif dinleme ile öğrendiklerimiz

anımsamamızı zorlaştıran durumlar:

- bunalım
- aşağılık duygusu
- gurur kırıklığı
- endişe
- gerilim
- güvensizlik
- huzursuzluk
- isteksizlik
- korku
- nefret
- utanma
- sıkıntı
- bozulma

27 Ocak 2007

hepimiz ermeniyiz

hepimiz ermeniyiz.
hepimiz ermeniyiz.
bu slogan elbet hrant'ın ardından binlerce insan tarafından dile geldi. kimsenin bu nasıl slogan, ne biçim konuşuyorlar diyeceğini akıl edemezdim. milliyetçilerin bile bu sloganı ayıplayacağı aklıma gelmezdi. meğer toplumda bu slogandan rahatsız olan ne çok insan varmış. o zaman anladım ne doğru bir slogan seçildiğini. ve bence bu slogandan rahatsızlığa karşı verilebilecek en güzel cevap radikal gazatesinde ayşe sözen tarafından verilmiş. ne diyor aynen alıyorum
'Hepimiz Ermeniyiz' sloganları işte bu Türkün karşısındaki o Ermenilerdi. Kimsenin kanı değişmedi elbette 'Hepimiz Ermeniyiz' demekle. Korkmasın korkaklar. Türk'ü katleden Ermeni ASALA'nın karşısında da, "Hepimiz Türküz", "Hepimiz Hrant'ın cenazesindeki Türkleriz" aynı zamanda. Müslüman Türklerin muhabbetle okuduğu Ermeni Mahçupyan'lar da korkmasın; Hrantın cenazesindeki Türklerin içinde Samast'ın Türkleri yok, Hrantların ve Mahçupyan'ların içinde ASALA'nın Ermenileri olmadığı gibi. ASALA'lılar ile Samast'lar aynı milletten, biz ise Hrantlar ve Mahçupyan'lar ile aynı milletteniz.
daha ne güzel ifade edilebilir bu slogan. ne yazık, bu dünya öyle rayından çıkmış, öyle acımasızlığa bırakılmış ki:
her saniye türk, her an kürt, her fırsatta ermeni, arap, filistinli, israilli, fars, alevi, kosovalı, çeçen, afrikalı, çinli, japon, koreli, amerikalı... olmak gerekiyor. keşke bu gerekmese
öfke ve kinle kavgayı yücelten milletin değil de, beraber yaşayabilmenin güvencesi milletin üyesi olmaktan gurur duyuyorum. aslında uygarlık dediğimiz şey insanların beraber yaşayabilmesi ise başka bir milletin üyesi olmanın savunulacak bir yanı da yok.

22 Ocak 2007

uğurlar olsun

gene bir gazeteci, toplum için kafayı yoran bir insan, etkili bir aydın,
topu topu kaç taneler ki
uğur mumcu için yazılan ağıt, sanırım kalemi kana duşenlerin hepsine aittir birazda

Bir Pazar Sabahıydı Ankara Kar Altında
Zemheri Ayazıydı Yaz Güneşi Koynunda
Ucuz Can Pazarıydı Kalemim Düştü Kana
Zalımlar Pusudaydı Bedenim Paramparça
Ucuz Can Pazarıydı Kalemim Düştü Kana

Uğurlar Olsun Uğurlar Olsun
Hüzünlü Bulutlar Yoldaşın Olsun
Bir Keskin Kalem Bir Kırık Gözlük
Yürekli Yiğitlere Hatıran Olsun

Çevirdim Anahtarı Apansız Bir Ölüme
Şarapnel Parçaları Saplandı Ciğerime
Ucuz Can Pazarıydı Kan Doldu Gözlerime
İsimsiz Korkuları Katmadım Yüreğime
Bembeyaz Doğruları Yaşadım Ölümüne

Uğurlar Olsun Uğurlar Olsun
Hüzünlü Bulutlar Yoldaşın Olsun
Bir Keskin Kalem Bir Kırık Gözlük
Yürekli Yiğitlere Hatıran Olsun

Ali Çınar-Selda Bağcan

yaşamak ağır gelir

yaşamak ağır gelir

bu dünyada yaşamak ağır gelir
eğer başka bir kıtada açlıktan ölen çocuğun acısını acına katmışsan
gözlerin yaşarmışsa, her hangi bir bölgede her hangi bir nedenden yok oluşa mahkum edilmiş ailelerin dramında
dağlarda çarpışan insanların aşk hikâyeleri, özlemleri senin duygularına karışmışsa
o dağlardaki insanlarla çarpışan askerlerin aileleri, acıları, duyguları sana hiçte uzak gelmiyorsa
bir savaşa tanık olduğunda bütün taraflar içinde gözlerin yaşarıyorsa
göç eden bir ermeni,
vatan savunmasında bir türk,
başını dik tutmanın bedelini ödeyen bir kürt,
dili, kültürü için düşlerini, sevdasını bırakan,
ülke bölünmesin diye canını veren
bunların hepsi senden bir parça ise
yani tarafın ve karşıtın her taraf ise,
yaşamak ağır gelir

ne yaparsan yap, bilirsen hep daha yapabileceklerin olduğunu
mesela bir aç insanı doyurduysan
birçok insanı doyuracak bir organizasyon kurulabileceğini
bundan sonrasında açlığın nedenleri ile savaşabileceğini
o da yetmez, çözüm dünyadaki herkesledir
yani ne yapsan yetmez, bunu bilirsen
yaşamak ağır gelir

sevdiklerinin bir gülüşü, senin için çok şey ifade ediyorsa
onlara destek senin yazgınsa
onlarla beraber tanımlamışsan kendini
onlar üzülmesin diye,
onlar güvende olsun diye,
gülsünler diye kendini de dünyaya adayamayacağını biliyorsan eğer
yaşamak ağır gelir sana

hafiflesin istersin yüreğin
gücünün yetmeyeceğine inanırsın
kendi çevrende güzele ait ne varsa yaratmak için uğraşırsın
kendine bir bahçe kurmak, o bahçeyi dünyan yapmak istersin
okumazsın açları, ölenleri, kıyımları,
dünyaya gülerek bakmak istersin
bir ailenin sevgisinde
bir çocuğun tazeliğinde
bir aşkın ateşinde ruhunu yıkarsın,
sonunda gülersin de
daha da sonra bir fotoğraf görürsün
bu duyguları paylaşmış bir yüzün bedenine aittir o
o yüz sana her şeyi tekrar hatırlatır
üstelik o sadece duyumsamakla kalmamış, bunları somuta dönüştürebilmiş birinin bedenidir
haykırırsın sessizce
o güne kadar hiç bir şey yapmamış olmanın suçluluğu ile
bir daha ki haykırışta tekrar hatırlayacağını bile bile
yaşamak ağır gelir

ölümüyle tanıdığım Hrant Dink'in anısına

keşke daha önce tanımış olsaydım

en iyisi bugün de tanımıyor olsaydım

18 Ocak 2007

Bir film: Little Children


bu filmi sevdim mi diye soruyorum kendime. cevap ne hayır ne evet. bende kalan ekşimsi bir tat. hem düşündürüyor hem anlamsız geliyor hem rahatsız ediyor hem de güldürüyor. yani filmi izlemeyin diyemem ama izleyin de diyemem. bundan sonraki yorumları izlememiş olanlar varsa okumasınlar.

- öncelikle kafama takılan, bir anda ne oldu da sarah ve patrick, o tutkulu kararlarından vazgeçtiler. yani mesela sarah bir anda kızının mutluluğunu önemsemeye mi başladı. yada brad kaykay yapınca çocuklukta kaldığı anı aşabildi de mi vazgeçti.
- günümüz cinsel anlayışında kendi kendini tatmin doğal karşılanırken, kişinin suçlu hissetmemesi gerektiği vurgulanırken neden bu filmde mastürbasyon yapan iki insanda sapık.
- bence filmin en vurucu olaylarından biri, çok sık karşılaştığımız "iyi insan ol" minvalinde öğütlerin aslında insanı sokabileceği o berbat durum.
- bir güzel nokta da toplumdan dışlanan kişi aslında kimseye zarar vermeyecek biriyken, toplum için savaşan tipin zararlı bir yaratık olması.
- filmde verilen uzaklaştırma ve komikleştirme yöntemleri ile aslında insanları bunalıma sokan durumlar eğlenceli bir şekilde işlenebilmiş.
- insanların içinde ki çelişkiler ve yaşamları çok iyi yansıtılmış. içses olarak söylenenler basit ve saçmaydı, ama bu basitlik ve saçmalık onları gerçeğe yaklaştırmış. hangimiz aklımızdan geçen düşüncelerin çoğunun mantıklı olduğunu idda edebilir.
- kendini sorumluluklara gömen bir a tibi karakterin, aslında yaşama anlam katan şeyleri nasılda elinden kaçırabileceği verilmiş
- filmde ki yer çok güzeldi: parklar, ağaçlar, evler, havuz, saha... keşke türkiyede de böyle bir mekanda yaşayabilsek demeden edemedim.
- ekenomik bağımsızlığı olmayan ve çocuklarla zaman geçiren kişilerin erkek yada kadın olmasından bağımsız bir şekilde çocuklaşmaları.
- ne olursa olsun, kate winslet ve jennifer connelly'yi görmek tek başına bir filmi izlenir kılar.

film ile ilgili aklıma birşeyler gelirse eklerim buraya.