21 Şubat 2007

picasso'dan bir iki eser

guernica

1937'de bir alman saldırısı ile guernica kasabasının bombalanmasından etkilenen picasso bu tabloyu yapmış. bir alman komutan sorar picasso'ya bu tabloyu siz mi yaptınız? o da cevap verir "hayır siz yaptınız".

les demoiselles

beş tane hayat kadını. biraz agresifler.

les meninas

bu tabloya iyice bakıp neler olduğunu algılamaya çalışın. sonra aşağıda bulunan velazquez'e ait tabloya bakın. farkedeceginiz gibi bu tablo aşağıda ki tablonun picassoca yorumudur diyebiliriz. rivayete göre odtü işletme bölümünde hocamız muhan soysal öğrencilere bu iki tabloyu göstermiş. velazquez'in tablosunun net ve açık olduğunu vurgulayıp, kendilerinin görevinin picassonun tablosu gibi görünen gerçeklikten velazquezin tablosunu çıkarmak olduğunu vurgulamış. gerçi bir çok yorumcu gerçekte anlaşılması zor olanın picassonun tablosu değil, velazquezin tablosu olduğunu vurguluyor.

las meninas - velazquez 1656

velazquez'in tablosunu yorumlamak istiyorsanız. dikkat etmeniz gereken bir kaç şey: solda ayakta duran adam velazquez'in kendisidir. kapının solunda bir ayna vardır. aynada kral ve kraliçenin yansımaları görünüyor. soru ise şu anda kimin gözünden odayı görmekteyiz.

13 Şubat 2007

Tiyatro Sproru

"tiyatro sporu" olarak geçen bir gösteri ile tanıştım. yaklaşık 3 aydır falan. "doğaçlama tiyatro" adıyla da anılabilmektedir. tiyatroyu spor yapan şey ise iki grubun yarışmasıdır. kazanmanın ölçüsü seyirciden gelecek alkışlardır. bu oyunların hoşuma giden yanları:
- interaktif olması
- anında, yaratıcı çözümler görebilmek
- doğaçlama yaparken ekibin birbirine nasılda eklemlendiğini hayranlıkla izlemek
- eğlenceli olması

istanbulda iki gruptan izledim. orada olanlar yada yolu düşenlere ikisini de tavsiye ederim: "mahşeri cümbüş" ve "yersiz oyuncular".
ankarada da bir grup gördüm: "bunlar onlar". ankarali grubun mahşeri cümbüş seviyesine gelmelerine biraz zaman var diye düşünüyorum. ama hangisini görürseniz görün pişman olmazsınız.

nasıl birşeydir bu tiyatro sporu derseniz youtube'tan bir iki örnek sunabilirim:
- http://www.youtube.com/watch?v=GseGHdkApC0
- http://www.youtube.com/watch?v=sQia_qqJbGE

kendimce bu grupların dikkat etmesi gereken noktalar:
- kolay alkış alabilmek yolunda "nejat uygurlaşma" tehlikesi
- bir arkadaşın dediği gibi "hep güldürmek zorundalar mı". yani bu iş sadece bir komedi türü olarak mı anılacak.
- vucudu kullanmak yerine sozlere yoğunlaşmak tehlikesi

firsati olan izlesin derim, hatta firsat yaratin

11 Şubat 2007

301

bu maddeyi değiştirmek nedense bana basit geliyor. bir türlü anlayamıyorum hükümetin değiştirmekteki korkaklığını. bildiğim kadarı ile hassas nokta "türklüğü" aşağılamanın suç olması. heralde bu madde kalkınca herkes gönlünce türkleri aşağılayacak diye korkuyorlar. peki bu maddeyi şöyle değiştirsek bu korkuları devam edecek mi: "herhangi bir etnik grubu aşağılamak suçtur". böyle bir değişikliğe tepki göstermek anca şu demek olur "biz türküz, kimse bizi aşağılayamaz ama biz istedigimizi aşağılarız". eğer bu kadar çirkince bir dayanak yoksa dediğim gibi madde bütün etnik grupları içine alacak şekilde genişletilsin. hepimiz rahat edelim.
değiştirmek ne yazık ki zor işte zor. anlamsız, gulunç, acı ama zor işte zor

basit düşünmek

üniversite sınavına hazırlanırken dersanede ki fizik hocamızdan kaptığım bir düşünce biçimi vardı. çok basit bir düşünce biçimi ama çok yerde çok faydasını gördüm. fizikte problem çözerken hoca önce bize "bu problemde ki sabitler neler" diye sorardı. sabitlerin neler olduğunu araştırırken sorunun cevabına yol alırdık. bir çok yerde bu basit şeyi hayatıma yaydım diyebilirim. şimdi de düşünebildiğim kadarı ile bazı sabitleri (tabi bu sabitler hem benim sabitlerimdir, hem de ne kadar daha sabit olarak kalacaklarını bilemem) sizlerle paylaşmak istiyorum:

- ülkemiz tek bir etnik kökenden oluşmamaktadır (itiraz edenler için türkler, kürtler, çerkezler...)
- ülkemiz tek bir dini inançtan oluşmamaktadır (müslümanlık diyenler beni güldürmesin. sünnilik ve alevilik tamamen farklıdır. tek bir inanç çatısında buluşturulamaz. kanıtları maraş, çorum, sivas katliamları)
- dünya ekonomisinden bağları kopmuş şekilde ekonomimiz gelişemez (petrolün üzerinde otursaydık belki)
- üretim gittikçe daha kalifiye, yeni şeyleri öğrenme kabiliyeti güçlü çalışanlar tarafından yapılmaktadır. yani yetişmesi gereken iş gücü hem teknolojiyi kullanabilen, hem de yeni şeyleri öğrenebilen bireylerden oluşmalı. aksi halde ekonominin düzeleceğini ummak bana kolaycılık geliyor.
- toplusal yaşam da, iş yaşamı da uygar bireylere ihtiyaç duyuyor. nedir uygarlık: beraber yaşayabileme, birbirlerinin yaptıklarına ve haklarına saygı duyabilme.
- bundan önceki iki basitten beslenen bir basitte: hekesin iyi bir eğitim görmesi toplamda hepimiz için şart. yani kaliteli ve yaygın bir eğitim bireyin çıkarlarından daha çok toplum çıkarı için şart. dolayısıyla eğitimin olabildiğince eşit ve parasız olması gerekmektedir.
- rüşvet kültürü toplamda hepimize zarar
- kamuda adam kayırmayla, kadrolaşmayla atamaların yapılması hepimize zarar
- insanlar eğer çıkarlarını savunabiliyorsa, kültürlerini, inançlarını ve düşüncelerini yaşabiliyorsa o zaman kendisini toplumun bir parçası olarak görebiliyorlar
- toplumda ne kadar çok açlık, barınma gibi sorunlar varsa, can ve mal güvenliğimiz o kadar çok tehlikede oluyor
- daha sağlıklı bir iş yaşamı ve refahın daha adaletli yayılması için işverenlerin gücü dengelenebilmeli ve denetlenebilmelidir. işverenin gücünü dengeleyebilecek ve otokontrolü sağlayabilecek en etkin mekanizma çalışanların çıkarlarını koruyabilen ve genel olarak o iş kolunun işleyişinde söz sahibi olabilen sendikalardır.
- ülkeyi savunmak askerin görevidir
- toplum içinde güvenliği sağlamak polisin görevidir
- hukuk sistemi hızlı ve adil çalışabilmelidir
- bizler devlet için değil, devlet bizler için vardır
- bu ülkede her hangi bir grup tarafından devrim yapılabilmesi ya imkansızdır, ya da yapılmasının sonu iç savaştır
- darbenin getirdiğinden çok çok fazla götürdüğü oluyor
- kadınların ezilmediği bir toplum herşey için şart, aksi ne yapsan boş
- çevreyi ve hayvanları zarara uğratan bir üretim ve hayat tarzı pek uzun süre sürdürülemez.
- biz dahil bütün canlıların en temel amacı yaşamaktır. bu yüzden ölümü yücelten herhangi bir düşünce sağlıklı olamaz
- anayasada türkiye laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir yazıyor. tam anlamıyla laik, tam anlamıyla demokratik, tam anlamıyla sosyal ve tam anlamıyla hukuk devleti olabilen bir türkiye bir çok sorunu aşmış olacaktır.

işte ben bu basitleri kabul etmiş, bunları sağlayabilecek bir parti, bir hükümet, bir hareket istiyorum. böyle bir yapının iktidara çıkamadığı bir durumun bizi daha ne kadar acıya sürükleyebileceğini düşünmek istemiyorum

kurtuluş savaşında mıyız

bu ülke nereye gidiyor ben göremiyorum. bir gazateci öldü. öldüren kahraman oldu.
şimdi de bu kuvayi milliye yemini. bu ne kardeşim ya. izlemeyenler burayı tıklayabilirler. kimsiniz kimi öldüreceksiniz. her görüş, her etnik grup, her inanç eline silah mı alsın. kan gövdeyi mi götürsün. kurtuluş savaşındayız duygusu yaratılıyor. bu insanlar ülkenin top yekün bir savaşın içinde olduğu bir durumu hayal edebiliyorlar mı? eğer hayal ettiklerini düşünüyorlarsa ırak'a baksınlar.
bu silaha tapanlar haklı olabilir mi, soruyorum kendime:
kabul ediyorum. tarihe şöyle bir bakınca, halkın eline silah almasının gerektiği anlar hep olmuş. yalnız bu anlara baktığında, bunların hepsi ya ülke işgal altındaysa olmuş ya da iç savaş ve devrim koşullarında. örnekler kurtuluş savaşı, küba devrimi, hitlere karşı avrupa yeraltı örgütleri...
kabul ettiğim bir şey daha şu: eline silah alan grup eğer kazanırsa kahraman, kaybederse hain olur.
bu koşullar haricinde her hangi bir durumda eline silah almanın toplumları ne hale getirdiğine çok rahat bakabiliriz: bizim 70 ile 80 aramıza bir göz atalım yeter.
peki soruyorum: bu ülke işgal altında da, askeri fes edilmiş te mi bu insanlar ellerine silah alma ihtiyacı duyuyorlar.
yada bu ülkede devrim koşulları mı var. var diyene gülerim. devrim kimin devrimi olacak diye sorarım: şeriatçıların mı, sosyalistlerin mi, kürtlerin mi, faşistlerin mi. bunların her hangi biri ülke yönetimini zorla ele geçirmeye kalksa sonuç bir iç savaş ve parçalanmadan başka bir şey olamaz.
bu yüzden diyorum ki eline silah almayı öven her türlü düşünce günümüz koşullarında vatan hainliğidir. eline silah almayı, şiddeti öven her türlü olay suç sayılmalı ve cezalandırılmalıdır.
tabi bunu sağlayabilmek için en önemli ön şart herkesin öncelikle çıkarını sonrasında kültürünü, inancını, düşüncelerini zarar görmeden savunabileceği bir hukuk devleti