niye kaytarıyorum? başka bir deyişle "niye elim bir işe gitmiyor ve kaçamaklar buluyorum". isteklerim ile yaptıklarım niye çelişiyor. bu sorulara
the now habit'in çok güzel cevapları var. ben aşağıda bu cevaplar sanki benim duygularımmış gibi yazacağım. böyle yazarak bende olan bir düşünce var ise onu da ortaya çıkarmış olacağımı umuyorum. tabi kitabın bu nedenleri aşmak için önerileri de var. peki siz kendi cevaplarınızı benimle paylaşır mısınız?
"elimdeki işi yapmak zorundayım" diye düşünüyorum. buna örnekler. bu akşam ders çalışmak zorundayım. bu kitabı okumak zorundayım. derse gitmek zorundayım. bu hafta bu işleri bitirmek zorundayım. haftada üç kere spor yapmak zorundayım.
bu durumda içimde isyanlar başlıyor hemen. "niye zorundayım", "bana ne, yapmayacağım işte", "zaten bu işi yapmak zorundayım, yapacağım ben bu işi ama önce şunlara bakayım." "önce masamı ve ya odamı toplayayım, sonra çalışırım." "bir emaillerime bakayım, bir gazeteye bakayım, bir arkadaşı arayayım, dur dur bulaşıkları yıkayayım, sonra çalışacağım. zaten zorundayım". bu iş dışında yaptığım hiç bir işin anlamı yok. o zaman mal mal oturayım. "hayallere kaptırmak da çok güzel"
bir kere isteksizleşiyorum. o işi zevksiz, zoraki bir yük olarak görüyorum. sonra yapacağım şeyi sanki bana zorla yaptırıyorlar gibi hissediyorum. kendimi zorunluluklara boğulmuş bir mazlum olarak görüyorum. başkaları ne güzel bunu yapmak zorunda değiller diye düşünüyorum. yani bu işten zevk almam imkansız hale geliyor. yaratıcı fikirler bulma şansım azalıyor. çabuk bitirme şansım kalmıyor.
soru: zorundalık sıkışmışlığını nasıl aşarım?başarılı olamayacağımtam olarak "bu işte başarılı olamayacağım" düşüncesi dile gelmese de bu anlama gelen düşünceler çok oluyor. "bu beğenilmeyecek", "off aman daha bitmesi gereken şu kısımlar da var, bu iş çok büyük çok". "öylesine bir iş çıkacağına hiç iş çıkmasın".
zaten sonuçta önemli birşey olmayacaksa niye çalışayım diyorum ve zaman ayırmak istemiyorum. öbür yandan da bu işe çok önem verdiğim için bu işe çalışacam diyerek zamanımı ayırıyorum ama mal mal işlerle uğraşıyorum. stresten donuklaşıyorum. uzanmak isteği basıyor. ya da başka bir iş çıksın da bu işten kaçayım diye bekliyorum.
soru: başarı korkusunu naşıl aşarımhayat çalışarak mı geçecekişler kafamda döndükçe, stresi üzerime üzerime geldikçe işlerin zevki kaçıyor. bir yerde bu kadar çalışmaya dur deyip eğlenmek lazım. hem iş hem eğlence bir arada olmuyor. ya bu işi bitirmek için dinlenmekten vaz geçecegim. sevdiklerimle zaman geçiremeyeceğim. hobilerimle ilgilenemeyeceğim. bunların ikisi bir arada olmaz. o halde salak mıyım ben çalışayım? yürüyen de bir yolda kalan da. hepimizin sonu ölüm.
soru: ya iş ya eğlence-mutluluk çelişkisini nasıl aşarımbu işi bitirmem lazımbu işi nasıl bitirebilirim. o kadar çok parçası var ki! hiç bir şey yapamıyorum. elimi kaldıramıyorum. bir parça işe başlasam ne olacak ki. küçük bir parçayı halletmişim ne olmuş halletmemişim ne olmuş.
soru: işi bitirmem lazım tıkanıklığını nasıl aşarımotoriteye karşı isyancıyımbana emredemezsiniz. tamam belki açık açık söyleyemiyorum ama bana şu işi yap bu işi yap diyemezsiniz. açık söyleyemiyorsam ben de ayak diretirim. bahaneler bulurum. uyuşuk davranırım. bu işi bir şekilde aksatırım.
soru: otoriteye karşı isyanı nasıl aşarımyukardakileri hallettim ama hala olmuyorben bu işi yapmayı seçiyorum, üstelik başarısız olmaktan da korkmuyorum. sevdiklerime, hobilerime ve de dinlenmeye yeterince vakit de ayırıyorum. yine de olmuyor.
benim cevaplarımyukarıdaki sorulara benim cevaplarım iki kitapta oldukça güzel anlatılmış.
the now habit iç dünyamın ve yaptıklarımın uyumlu olmasında çok güzel yol gösteriyor.
iş bitirici (
getting things done) ise benim gibi verimli çalışma konusunda hassas birinin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılıyor.