25 Ocak 2008
otobüs
her kadın için
Güçlü olduğunu bildiği halde, güçsüz rolü yapmaktan yorulmuş her kadın için, Savunmasız hissettiği halde, güçlü görünmekten yorulan bir erkek vardır. Aptal rolünü oynamaktan yorulmuş her kadın için, Sürekli "her şeyi bilmesi" beklenen bir erkek vardır. "Duygusal kadın" olarak adlandırılmaktan yorulmuş her kadın için, Ağlama ve kibar olma hakkı elinden alınmış bir erkek vardır. Çocukları tarafından "bağlandığını" hisseden her kadın için, Ebeveynlikte paylaşılan sorumluluğun zevkini tadamayan bir erkek vardır. İyi bir iş sahibi olma ve eşit maaş alma hakkı elinden alınmış her kadın için, Başka bir insanın tüm ekonomik sorumluluğunu yüklenmek zorunda kalan bir erkek vardır. Özgürlüğe doğru bir adım atan her kadın için, Özgürlüğe giden yolun daha kolaylaştığını keşfeden bir erkek vardır.
Nancy R.Smith
alınganlıklardan ve korku dolu baskılardan uzak
güven dolu ve özgür ilişkiler sizin ola
Nancy R.Smith
alınganlıklardan ve korku dolu baskılardan uzak
güven dolu ve özgür ilişkiler sizin ola
20 Ocak 2008
matkap-malzeme seti ve yuva
bundan önceki evlerde, ev işlerinden acayip kaçardım. çok güzel bir tablo var diyelim, asacak yer yoksa o tablo bir dolabın üzerinde kalırdı. bir yere çivi çakmak ya da matkap bulup dübel yerleştimek o kadar zor gelirdi ki o tablo asılmadan kalırdı. geçen matkap ve malzeme seti almışlar. "ne gerek var, ödünç alırdık... falan filan" diye düşünüyordum. o seti kullanarak tabloları astık. duvara raf çaktık. bu işler sırasında o malzeme setindeki 15 çeşit malzemeden 13 çeşidini kullandık. çokta keyifli bir olaymış bu tür ev işleri yapmak. sanki evle farklı bir bağlantın olmaya başlıyor. yaşadığın yer yuva olmaya başlıyor. belki de yaşadığım yer yuva olmaya başladığı için bu tür şeyler yapmaya başladım. neyse "black & decker"ın matkap ve malzeme setini tavsiye ederim.
ah şu ameleler
geçen ev taşıdık. bu yeni evin heyecanları bende kalsın. evi taşırken bir daha şahit oldum ki bu amele milletine yumuşak davranmayacaksın. karşıdaki de insandır, duyguları vardır, aşağılamak yanlıştır gibi düşüncelerle yumuşak davrandığında, hemen şımarıp tepene çıkıyorlar. bu insan grubunun birçok sefer bana yansıyan özellikleri hiç güzel değil. benimle konuşurken nasıl fazla para koparırım diye kurnazlık yapıp duruyorlar. ben onlara kötü davranmadığımda onlar hem eşyaları kötü taşımaya başlıyorlar hem de benden faydalanmak için yüzsüzleşmeye başlıyorlar. biliyorum tabi ki bu insanların da aileleri, sevgileri, fedekarlıkları... vardır. bu hale gelmelerinde sosyo-ekonomik nedenler vardır. mesela kazancı insan gibi yaşamaya yetmemektedir. ayrıyeten çocukken dayak yemiştir. okulda dayak yemiştir. askerde dayak yemiştir. dolayısı ile dayak yemediğinde şımarabilmektedir.
demem o ki bu insanlarla bir iş yapacaksan, mesafeli ve sert davranacaksın. belki de ben sert olmadan kendi çıkarımı koruyabileceğim bir yol bulamadım.
demem o ki bu insanlarla bir iş yapacaksan, mesafeli ve sert davranacaksın. belki de ben sert olmadan kendi çıkarımı koruyabileceğim bir yol bulamadım.
9 Ocak 2008
the world's fastest indian
rekortmen bir ihtiyarın gerçek hikayesini izliyoruz. bu ihtiyarın kişiliği beni çok etkiledi. resmen esinleniyorum şu anda. kapitalist, yarışmacı ve başarının yüceltildiği bir toplumdayız. dolayısı ile de sık sık hem hırslı insanlardan rahatsız oluyoruz hem de hırslarımızdan. buna karşıt olarak sarılıyoruz doğu bilgelerinin "savaşma seviş" felsefelerine. ne der doğu bilgeleri: "beklentilerini kaldır at", "bir şeyi ararsan bulamazsın, aramadığında yanında belirir"... tabi bu görüşler, felsefeler de bir yere kadar. terazinin iki tarafı da bir şekilde dengelenmeli ama nasıl. işte bu ihtiyar bir garip denge içindedir ki beni kendine bağlar. çevresiyle ilişkisine baktığında bir bilge. herkesi her şekilde kabul eden, sıcak ve ilgili. içine baktığın da tutkuların yaktığı bir dünya. ne başkalarının rüzgarında sallanıyor, ne de o rüzgarları boğuyor. beraber esmesini de biliyor. sen gerçek misin ey ihtiyar? anthony hopkins nasıl muhteşem oynamışsın rolünü.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
