29 Ağustos 2008

yapılacaklar listesi

bu karikatür çok hoşuma gitti. kaynak çok fazla kahve içen adam sayfasında.

yapılacaklar listesi
1. kalem ve kağıt al.
2. yapılacak şeyleri düşün.
3. yapılacaklar listesini yazmaya başla.
4. çok uzun bir liste oluştuğunu gör.
5. üzerine çok iş geldiğini hisset.
6. panikle.
7. yapmaya çalıştıklarından kaçınmak için başka şeyler yapmaya başla.
8. kaygılan.
9. liste üzerinde tekrar çalış.
10. yapılması imkansız şeyleri listene eklemeye devam et.
11. hayatında olmayan ve olmasını istediğin şeyleri düşün. hayatının boşa harcandığını ve basit bir hedefin bile senden çok uzakta olduğunu farket.
12. kendinin utanmasına izin ver.
13. çılgına dön.
14. yapılacaklar listesine çok fazla zaman harca, böylelikle gerçekten işleri yapmaya vakit kalmasın.
15. pes et.
16. dışarı çık. bugün çok güzel. hayat kısa.

26 Ağustos 2008

telefon arıza bildirim, arıza sorgulama, borç sorgulama

telefon arızalarının internetten bildirildiğini biliyorum. hatta birkaç kere de böyle bildirdim. yalnız türk telekom'un kendi internet sayfasından bu hizmete bir türlü ulaşamıyorum. her seferinde googleda birkaç kelime aratıp uğraşıyorum. sonunda buraya not almaya karar verdim. ihtiyacınız olursa aşağıdaki bağlantıdan bu hizmetlere ulaşabilirsiniz:

https://ett.turktelekom.com.tr/etmh/index.do

22 Ağustos 2008

özgürlüklerin kısıtlanması

geçen arkadaşla bir özgürlüğün verilip verilmemesi konusunda tartışıyoruz. ben arkadaşı o özgürlüğün verilmesinin zararsız olacağına ikna etmeye çalışıyorum. zaten o da zararsız olduğuna beni ikna et diyor . tartışmanın bir yerinde aydınlandım sanki. benim onu ikna etmemim yanlış bir mantık olduğunu fark ettim. tam tersine onun beni tartıştığımız özgürlüğün zararlı olduğuna ikna etmesi lazım. bunu hukuktaki suçu ispatlanana kadar herkes suçsuzdur kavramı ile birleştirdim. işte benim mantığım böyle çalışıyor. zararlı olacağı ispatlanamayan bir özgürlük yasaklanamamalı.

17 Ağustos 2008

yumurtanın bozuk olduğunu nasıl anlarım?

evdeki yumurtadan şüphelendim. yumurtayı atıp kendimi korumak isteyen yanımla, onu yemek isteyen yanım çok çatıştı. bu yüzden bozuk mu değil mi nasıl anlarım diye internette arama yaptım. türkçe bir kaynak bulamadım, ama ingilizce buldum.

yumurtanın boyundan daha derin olan bir kabı suyla dolduruyorsun. yumurtayı bu kaba koyuyorsun. yumurta batar ve yan yatarsa çok tazedir. yumurta suyun üstünde yüzüyorsa kötü durumdadır ve yenmemelidir.

kaynak: http://www.wikihow.com/Tell-if-an-Egg-is-Bad

9 Ağustos 2008

CROSSING THE BORDERS – TURKEY – GERMANY – ENGLAND – POLAND

30 Mayıs-8 Haziran 2008 tarihleri arasında Polonya’nın Gdansk ve Varşova şehirlerinde “Crossing the Borders” temalı 4 ülkenin katıldığı bir Avrupa Birliği projesine katıldık. Çok güzel bir deneyimdi hem katılımcılar için hem de grup lideri olarak benim için. İlk gün genel olarak gençlik değişiminin amaçlarından bahsettikten sonra grup ısınma oyunları ile başladık.

Foto1: Çalışma mekanımız ve grubumuz


Foto2: Özge ve Anna-Pia, Arzu ve Monica birbirlerini karşılıklı sorular sorarak tanımaya çalışıyorlar.

Yerel halkın geleceği evsizler için yapılmış bir festivale gittik aynı gün. Mekan, yemekler harikaydı. Evsiz insanlar için müzikli danslı ve bizim de gösterilerimizin olduğu bir akşamüstü düzenlediler.


Foto3: Stick fighting, contact improvisation, dans ve bir isim etkinliğini izleyenler.

Bu gün yorgun olmamıza rağmen epey uzadı, geceyi de ellerimizde ateşler, votkalar, müzik aletleri ile kumsalda karşıladık, gece 22:30’da anca batan güneşe ve serinliğe gömüldük. Macarca, Türkçe, Polonyaca şarkılar eşliğinde projenin güzel geçeceğine dair inancımız yükseldi, ilk günden kaynaşan bir grup olduk. Tabi bunda bizim ekibin oynattığı oyunlarında çok önemli rolü var, özellikle bir arkadaşımızın “close your eyes” yerine “shut your eyes” demesi ve bu durumu hiç İngilizce bilmeyen birinin bile anlayıp düzeltmesi gülmeye değerdiJ Ya da “Mavilim” şarkısının Arzuca yapılan tenhada sözcüğü üzerine vurgulu yorumu ve Polonya votkalarının muhteşem tadı, zaten ne kadar çok içtiğimizi size fotoğraflarla kanıtlayacağım ilerde.


Foto4: Çığlık oyunu ve teflerle kumsal eğlencesi

Gelelim ikinci günün sabahına…Program farklı grupların önce kendilerini tanıtan atölyeler yapması daha sonra da karışık gruplarda sınırları aşmak temalı bir ürün ortaya çıkarmak üzerine kuruluydu. İlk gün İngiliz grubun (aslında milletlere göre grup ismi verilmesi hoşuma gitmiyor ama grubu tanımlamak için de en iyisi bu çünkü 3 kız da Londra’da yaşıyor, ancak biri İspanyol, biri Amerikalı) çağdaş dans içerikli atölyeleri vardı, hem ısınma çalışmalarını onlarla yaptık, hem de bize kendi danslarından çeşitli figürler öğretmeye çalıştılar, ben dahil (ki bu konularda çok beceriksiz ve ayrıca yeteneksiz olduğumu düşünürüm) herkesin yapabileceği çizgilerde, neşeli danslardı. İşte kanıtı…


Foto5: Yerde bir dönüş hareketi denemesi, Zeynep’in sıkılarak nefes alışı

Toplam 4 gün süresince 4 farklı atölye çalışmasına katıldık. Bizimki sınırları aşmak konulu yaratıcı drama atölyesiydi, tek liderli değil çok liderli bir atölyeydi. Özellikle Arzu’nun “This is the border, don’t talk” yönergesi çok konuşuldu, hatta performans ta bile yer aldı. Heykel çalışmaları, grup doğaçlamaları, kullandığımız müzikler ve ayna çalışmaları yerindeydi, hem duygunun geçmesini sağladı, hem de sınırlarımızı düşündürttü. Dansçıların doğaçlamaya, bedeni mimik ve jestleri kullanmaya ne kadar yatkın olduklarını görmek, beni şaşırttı.


Foto 6: Fotoğraflar üzerinde grup çalışmaları, bir yürüme çalışmasından

Bir sonraki atölye Alman grubun “stick fighting” (sopalarla dövüş) çalışmasıydı ve bunu kumsalda yaptık. Öncesinde Poulina’nın yoga çalışması vardı, sonra boyumuzdan daha uzun sopalarla ter attık. Stick fighting’ten çok ben hocamız Arun’un liderlik tarzını sevdim çünkü kendi bildiğini öğretmeyi hedeflemektense herkesin bir öğrenme biçimi ve en önemlisi hızı olduğunun farkında. Kişileri bu hıza ve stile saygı duymaları konusunda uyarıyor. Çok farklı bir deneyimdi, acaip terledik ama en güzeli sonunda hep beraber Baltık denizinin sularına cosssladık.


Foto7: Poulina’nın yogası, iki kızımız dövüşürken.

Benim için inanılmaz kötü geçen ve sadece yapıyormuş gibi göründüğüm, zamanı saydığım tek atölye “contact improvisation” idi. Aslında müthiş bir dans, bununla ilgili Varşova’da çok güzel bir ikili gösteride izledik ve ben hayran kaldım, ama bunu benim yapabilme şansım sanırım yok, bedeni kaldırmam olanaksız görünüyor, sadece yerlerde süründüm, ancak bizim grubun cesurları Türklerin gururu oldular. Sağolsunlar…


Foto8: Ayakta duran kızlar bizleriz maalesef, gerçek bir “reaching” denemesi

Atölyeler dışında akşamlarda grubun dağılmasını önleyecek şekilde planlanmıştı. Örneğin bir akşam masaj yaptık birbirimize, bir akşam “contact jam” (müzikle beraber ısınmadan sonra dans gibi), bir akşam uluslar arası gece (ki Arzu zeybek öğretti), bir akşam mangal partisi gibi. İşte o anlardan…


Foto9: Pink Martini eşliğinde dans, eller yere deymeden

Her grubun kendi atölyesini yürütmesinden sonra karışık gruplarda da atölye çalışmaları yapıp ortaya doğaçlama, dans içeren yaratıcı bir ürün ortaya koymaya çalıştık. Grubumuzun domates fobisi unutulmazdı, sağolsun Özge...

Bizim grubun çalışmasından kareler…



Foto10: Anna-Pia ve Poulina, ayaklarımızı kameradan izlerken

Bu ürünleri koreograf arkadaşımız bir araya getirerek bir performansa dönüştürdü ve yerelde ses getiren övgü alan bir performans olduğu söylenebilir.

Gençleri kaynaştıran, önyargılarını yıkan, yaratıcı olmalarına fırsat tanıyan, farklı ülkeler görmelerini dolayısıyla farklı kültürler öğrenmelerini sağlayan AB projelerinden umarım her genç yararlanabilir. Biz şanslılardandık…


NOT: Bu yazıdaki fotoğrafların tamamı Tomesz Piotrowski tarafından çekilmiştir.

TESETTÜRLÜ BAYANLARA HİZMET VERİLİR

1 Ağustos Cuma günü saat 17:00 civarlarinda İlker-Dikmen’deydim. Başıma inanamadığım bir olay geldi, bunu yazmak istiyorum.
Kuzenimi o civarda bir yere bıraktıktan sonra, kadınsal olaylara girmek için bir güzellik salonu aramaya başladım. İlker civarında da bunlardan fazlaca var. Bir yer gördüm, çok temiz ve şık görünen bir yer, adı; Hümeyra Kuaför. Camında kocaman şu yazı vardı. “Tesettürlü Bayanlara Hizmet Verilir.” Ben de içimden bıktım bu tesettürlü bayan lafından, buralar korkunç dinciymiş diye söylene söylene içeri girdim, hatta kapıda da düştüm. Dükkanın sahibi bana yardımcı oldu sağolsun, ayağa kalktım, bayanı görmek istiyorum dedim, yüzler bir değişti ama anlam veremedim, neyse bayanın odada işi bitti, ben de odaya girdim, tam hazırlanmaya başladım, görevli bayan dedi ki “kusura bakmayın, sadece tesettürlü bayanları alabiliyoruz”. Şok oldum, resmen duyduklarıma inanamamış bir durumda nasıl yani diye sordum. “Sadece tesettürlüler” dedi. Kasadaki görevli arkadaşla konuşmam söylendi benim parlamam üzerine. Adam kıvırdı, yok her zaman öyle yapmıyoruz tabi canım dedi. Ben delirdim, çıktım. İki dükkan yanında camda aynı yazı. İçeri girdim, siz de sadece tesettürlü alıyorsunuz galiba dedim, yok abla olur mu buydun dediler, olayı anlattım, onlarda şaşırdı ama numaradan.

Kısacası İlker mahallesinde, hem de çok çok lüks ve klimalı rahat bir odası olan güzellik salonu var ama sadece “tesettürlü bayanlar” burayı kullanabilirler, haberleri olsun… Bu türban konusunun ne kadar vahim haller aldığını görmek için bir örnek işte.

7 Ağustos 2008

programcılık terimleri

türkçe makale hazırlarken en zorlandığım konu bazı ingilizce teknik terimlerin türkçe karşılığını bulmak oldu. hatta kendi yazdığım türkçeyi anlamadığım bile oldu. iyi üniversitelerimizde türkçe eğitim verilseydi bu problemi yaşamazdık. internette türkçe aramalar olursa faydası olur diyerek, ingilizce terimlerin kullandığım türkçe karşılıklarını aşağıya yazıyorum:

object-oriented programming : nesne yönelimli programlama
abstraction : soyutlama
encapsulation : sarmalama
polymorphism : çok şekillilik
high cohesion : iyi uyum
low coupling : az bağımlılık
aspect-oriented programming : ilgi yönelimli programlama
aspect : ilgi
advice : öneri
pointcut : kesim noktası
joinpoint : katılım noktası
cross-cut concerns : çapraz-kesen kavramlar
weaving : dokuma
logging : günlük tutma
execution : yürütme
control flow : kontrol akışı
finite state machine : sonlu durum makinesi
augmentation advice : genişletme önerisi
narrowing advice : daraltma önerisi
replacement advice : değiştirme önerisi
combination advice : birleşim önerisi
modular reasoning : birimsel akıl yürütme
temporal logic : zamansal mantık
spectative aspect : seyirci yaklaşım
safety-critical : hatasızlığı kritik
simulation : benzetim
assertion : doğru çalışma gözcüsü
label transition system : etiket geçiş sistemi
test driven development : test ile sürülen geliştirme
design for verification : doğrulamaya yönelik tasarım
design by contract : kontrat ile tasarım
design pattern : tasarım deseni
web service : ağ hizmeti