28 Ocak 2009

utanç: gereksiz ve tehlikeli bir duygu

utanç duygusuna iyice kıl olmaya başladım. kişiye herhangi bir katkısı yok. sadece eziyet veriyor. bana göre utanç duygusu toplumun bizi en derinden zincirleme aracıdır. utanılacak herhangi bir eylem de yoktur.

bir de yanlış bir iş yapıldığında utanmak hiçbir yarar sağlamıyor. tam tersi kendini kilitliyorsun ve hatayı telafi edebileceğin alternatifleri gözden kaçırıyorsun. ayrıca senin kendiliğindenliğini öldürüyor. utancın bir zararı da öfkeyi körükleyip durması. en ufak bir faydası yok şu utanç denen duygunun.

yoksa ben mi utanmaz arlanmaz oldum :)

20 Ocak 2009

genlerden memlere













bu aralar uyku öncesi kitap olarak richard dawkins'in gen bencildir'i okuyorum. kitap biz canlıların genleri korumak ve çoğaltmak için birer robot makine olduğumuzu ortaya koymaya çalışıyor. çok da güzel bir dille bunu açıklıyor.

peki biz insanlar sadece genlerin çoğalması için bir robot muyuz? işte bu kitap bu noktada da devrimsel bir kavram ortaya atıyor. artık insan kültürünün geldiği nokta biyolojik evrimle açıklanamıyor. kültürümüzde genler gibi kendini çoğaltmak ve kalıcılaştırmak isteyen başka birşey var o da mem. mem, kültür içinde bulunan ve kendini çoğaltabilen yapıtaşlarıdır. evlilik törenleri, annenin rolü, din vb... mem kavramına örnek gösterilebilir. memin genden bağımsız ve genden çok daha başarılı bir çoğalma yeteneği var. buna örnek olarak fikirleri uğruna ölmüş insanların genlerinin yayılmamasına rağmen fikirlerinin nasıl da hızlı yayıldığını görebiliriz. matrix dünyasını memlerin kendilerini biyolojinin kurallarından kurtarması olarak görebiliriz.

daha önce de insanların çok yetenekli hayvanlardan bir farkı var mı yok mu sorusu beni meşgul etmişti. insan eşittir = yetenekli hayvan tanımı beni bir türlü tatmin edemiyordu. yani bana beni açıklamaya yetmiyordu. bu sırada imdadıma adam zeman'ın bilinç kullanım klavuzu yetişti. insan beyninin insan kültürü olmadan tanımlanamayacağını ortaya koydu. yani kendimizi ve kültürümüzü birbirinden ayırarak tanımlayamıyoruz.

daha önceki bir yazımda (bir virüs: cemaatleşme) bilmeden memlere benzer bir mantığı kullanmışım. nart o yazıya yorum olarak meme'lerden bahsetmişti. ancak şimdi bağlantıyı anladım.

gen bencildir kitabında ilk defa tanımlanan ve üzerine bir çok araştırma yapılmış/yapılan mem, kültürün gelişimine oldukça etkileyici bir açıklama getiriyor.

12 Ocak 2009

bir saygı ve hoşgörü meselesi: içki


uzun süreden beri beni rahatsız eden bir konuyu paylaşayım: içki. diyelim üniversiteden mezunlarla buluşacaksınız, hemen birileri alttan ses etmeye başlar "içkili mekan ise biz gelmeyiz". en temel hedefi mezunları kimliğine bakmadan bir araya getirmek olan organizatör de içkisiz mekan ayarlamak durumunda kalır. bu ve benzeri olay çok yerde yaşanır. acayip sinirleniyorum bu olaya. içkili mekan ise biz gelemeyiz diyenleri de bir türlü anlayamıyorum. bu yaptıkları saygısızlıktır. hoşgörü lafını sevmem çünkü birinin diğerini hoş görmesi kendini daha üstün/akıllı görmesi gibi geliyor bana. bu olay hoşgörüsüzlüktür de. hoşgörüyü vurgulama nedenim dini söylemlere çok başvuran çevrelerin hep hoşgörüden bahsediyor olması. hani islam hoşgörü diniydi. başkasının içkisine karışmak ne zamandan beri hoşgörü oldu. içki içilebilen bir mekanda organizasyon yapılırsa insanlara zorla içki mi içiriliyor? tam tersi içkisiz bir mekanda yapılınca insanlara zorla içki içirtilmiyor. içki içenlerin içkisiz mekan olursa ben gelmem diye tutturmamaları kimlerin daha hoşgörülü ve saygılı olduğunu açığa veriyor. ben böyle buluşmalarda bir iki duble rakıyı zevkle içenlerdenim. zaten böyle ortamlarda içki içenlerin neşesi diğerlerine de bulaşır ve muhabbet canlanır. şimdi benim rakı içmem başka birini ne ilgilendirir? başka biri buna nasıl karışabilir? karışma hakkını kendinde nasıl görür? sanırım kul nesimi'nin yüzyıllar önce söyledikleri en kısa ve net cevaptır bu arkadaşlara:

Gah giderim medreseye
Ders okurum hak için
Gah giderim meyhaneye
Dem çekerim kime ne

Sofular haram demişler
Bu aşkın şarabına
Ben doldurur ben içerim
Günah benim kime ne

9 Ocak 2009

yeterli şüphe

Uğur Dündar'ın rahmetli babası -ki, oğluna bak babasının karakterinitahmin et- Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şube Şefi... Kapı komşuları, beyefendi bir adam, kamu kurumunda müdür, ailece görüşüyorlar. Gel zaman git zaman, polis şefi öğreniyor ki, komşuları olan o beyefendi adam "azılı komünistler" listesinde... Nereye gitse, gölge gibi, adım adım takip ediliyor, kiminle görüştü, nereye girdi çıktı, nefes bile alsa kayda geçiriliyor... "Allah Allah?" diyor polis şefi kendi kendine, komşusuna bakıyor, hiç öyle bir gözlemi yok... İşinde gücünde, çevresine saygılı, güzel bir aileye sahip, karıncayı incitmeyen bir adam, nasıl olur da "azılı, tehlikeli" listesinde olabilir? Takıyor kafaya... Dosyasına bakıyor... Öğreniyor ki, İstanbul'da "mimli" birinin evi basılmış, o evde bir kitap bulunmuş, o kitabın içinden bir gazete kupürü çıkmış, o gazete kupüründe, evi basılan "mimli" adamla birlikte, 15 kişinin ismi var... Ve, komşunun ismi de, o 15 kişinin arasında... O nedenle hepsi takip ediliyor... Merak ediyor polis şefi... Nedir bu gazete kupürü? Neden bu 15 kişinin ismi o listede yer alıyor? Gazete arşivlerine giriyor, inceliyor. Şunu buluyor... Gazete, ödüllü bulmaca yarışması yapmış, kazanan 15 kişinin ismini, gelip ödüllerini alsınlar diye, liste halinde yayınlamış!

7 Ocak 2009

sadece savaşa karşı olmak


bu fotoğraf nasıl da özetliyor acıyı. söze gerek bırakmıyor. tam tersi boğazında bir düğümle tutuyor çıkabilecek bütün sözleri. bir tek hırıltıya izin veriyor. bir de göz yaşına. nedeni ne olursa olsun hiçbir şey açıklayamaz bu vahşeti. işin korkutucu yanı israil, kendi askerlerini vurabilecek kadar gözü kara saldırıyor.

gelelim bizdeki tepkilere. israilli takım gelmiş basketbol oynayacak. niye onlara saldırıyorsun? onlar mı gidip öldürüyor bu insanları? siyahlar giyip bütün maç boyunca tek kelime ses bırakmasan daha iyi bir protesto olmaz mıydı? israillilere ölüm diye bağırıyorlar. şu otelde israilliler var diye hedef gösteriyorlar. böyle şey olur mu? bugün israilde çocukları hamaslı teröristler tarafından öldürülen analar var. bu analar toplanmış israil saldırılarını kınıyorlar. bu insanlara karşı büyük bir ayıp değil mi bütün israili ve israillileri hedef göstermek.

taraf mı arıyoruz. hamastan ya da israil ordusundan yana mı olmamız gerekiyor. her kime karşı olursa olsun sadece ve sadece savaşa karşı çıkmaktan daha tutarlı bir taraf var mı? israilli çocukları öldüren bombalara da bu resmi yaşatanlara da karşı olmak. sadece savaşa karşı olmak.

6 Ocak 2009

aile içi şiddete son


aile içi şiddet belki bu toplumun en temel, en derin problemlerinden. tabiki bir yanıyla yaşadığımız çatışmaların, yokluğun, yoksulluğun bir sonucu. öte yandan belki de birçok suçun kökenindeki neden aile içi şiddet. ne kadar semptom ne kadar kaynak bilemem ama türkiye'de önemli bir kalabalık çok acı çekiyor onu bilirim.

bu konuda desteklenesi bir proje var: aile içi şiddet acil yardım hattı. şu ana kadar baya bir kişiye yardım edilmiş. ölümden kurtarılanlar olmuş. çocuğunu öldürmekten kurtulanlar olmuş. gerekli bilgileri aşağıdaki bağlantılardan alabilirsiniz. "güldünya" albümünü alınca bu kampanyaya yardım etmiş oluyorsunuz.

güldünya albümü
aile içi şiddet acil yadım hattı başarıları
aile içi şiddete son projesi

5 Ocak 2009

tema vakfı 2b imza kampanyası

Ormanlarımızın satılmaması hep orman kalması için; aşağıda imzası bulunan biz Ülke Gönüllüleri, başta TBMM Başkanımız, Başbakanımız ile Çevre ve Orman Bakanı olmak üzere Yüce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütün üyelerinden, ilişikte yer alan 2 B ile ilgili çözüm önerilerimizi dikkate almalarını, 2 B orman arazilerinin satılmamasını ve tekrar 2 B’lerin yaşanmaması için gereken önlemleri almalarını istiyoruz.

detaylı bilgi ve imza kampayası burada

2 Ocak 2009

bir devrim: trt şeş

foto kaynak: burası

türkiye 2009'a en azından bir alanda bir devrimle başladı: trt şeş.
devletin kürtçe yayına başlaması ne demek:
- türkiye, kürtlüğünü inkar etmeyenlerin de vatanıdır demek, bunu yüksek sesle söylemek demek
- kürtçe sadece teroristlerin güdümünde bir dil değil demek

bu devrim çatırdamalar sağlayacak. neler mi çatırdayacak?
- uygulamada hala eski yasakçı kuralları yerine getiren görevliler, devletin tepesinden artık uygulamanın da değiştiğini görüp çatırdayacak
- kürtçeden irite olan, kürtçeyi dışlayan ve hatta aşağılayan insanlar bu dili de ingilizce gibi doğal bir dil olarak görecek
- daha dün ahmet kaya'nın kaçmasına neden olanlar çatırdayacak
- kürtlüğü elinde silahla savunmaya çalışanlar çatırdayacak

pkk'ya yakın bütün yayınlar trt şeş'in başarılı olmaması için çalışmaya başladılar. bu bile atılan adımın ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor.

geç kalınmış ve birçok eksiği olan bir adım olabilir yine de bu bir devrimdir.

akp'yi bu adımı attığı için yürekten kutluyorum.