çok fazla renk, görüntü, konu, haber... gibi şeylerle aklının dağılmamasını mı istiyorsun.
"basit ama etkili olmak" denen muhteşem yaklaşımın en muhteşem örneklerinden birini görmek mi istiyorsun.
o zaman aşağıdaki bağlantıyı tıkla
benjamin button'ın tuhaf hikayesi çok çok güzel bir film olmuş. sanki hayata dair ne varsa içine sığmış. 3 saate bunca şey nasıl sığmış. evet evet 3 saat. çok uzun gelebilir ama bu filmi izlerken kısacık geliyor. merakı yitirtmeden, farklı farklı duyguları yaşatarak geçirtiyor zamanı. nuri bilge ceylan'ın kareleri kadar muhteşem görüntüler de bonus olmuş. bu film bana soren kierkegaard'ın şu sözünü hatırlattı: "hayat sadece geçmişe bakarak anlaşılır, ancak geleceğe bakarak yaşanmalıdır."
... Elbette 1492’deki Türkler Yahudilere büyük hoşgörü gösterdi ve Yahudiler buna elbette şükran duyuyor. Ama bu 1492 yılı için geçerliydi, bugün için artık geçerli değil. Ben bugün hoşgörü istemiyorum. Burası benim vatanımsa kim, niye bana hoşgörü göstersin ki? Siz de aynı hakka sahipsiniz, ben de aynı hakka sahibim...
... anayasa ve demokrasi yeterli benim için, bunun dışında benim başka bir şeye ihtiyacım yok. Ben misafir değilim, ben yabancı değilim, tıpkı sizin gibi bu ülkenin bir vatandaşıyım. Tek isteğimiz de bunun böyle kabul edilmesi ve bize genellemeler yapılmaması.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan bir dakikalık saygı duruşunda. Okullarda nelerin olabileceğini düşününce gerçekten çok rahatsız olduk. Üstelik akabinde de Gazze’yle ilgili bir resim ve bir kompozisyon yarışması düzenleniyordu. Yani “en kanlı resim, en iyi resim olacak” demekti ve bu da 7 yaşındaki çocuklardan itibaren yapılacaktı. Biz hemen o akşam birkaç AKP’li milletvekili dostumuzla görüştük. Onlar Sayın Bakanı aradılar ve hemen geri çekildi.
...mesela çok da başarılı olan bir Yahudi çocuk teneffüse çıktığında iki üç öğrenci yanına gelip tekbir getiriyor. Üstelik bu da yabancı tedrisatla eğitim yapan bir okulda oluyor.