10 Kasım 2009

bir başka dünya: kardeş türküler

fotoğrafın kaynağı ve ayrıntılı bilgi burada

geçen pazar ankara'da kardeş türküleri ve bgst dans grubunu izledik. bir konserde hem yunanca, hem türkçe, hem lazca, hem kürtçe, hem ermenice ve hem de arapça türküler dinledik. horon, sırtaki, semah, ilahi, halay, romen havası izledik. onları izlerken başka bir dünyada yaşadığım hissine kapıldım.

sanki halklar kardeş olmuş,
sanki horon, sırtaki, halay birbirine girmiş
sanki ilahi ile semah bir halka olmuş
sanki bir cümle her dilden söylenmiş
sanki barış gelmiş ve gitmemiş
sanki sevgi dansa, dans söze, söz barışa, barış renge, renk aşka gelip durmuş
sanki hem bir olmuş hem ayrı kalmış
sanki ...

09 Kasım 2009

iki dil bir bavul

traji komik bir belgesel
sıcak bir dokunuş
saf ve sade bir gerçeklik
ideolojik olmayan politik anlatım
saf ve duyarlı insanların gösterisi
örnek bir öğretmenin insani çabası
sloganlarla değil insan ile konuşan
bozuk düzende sağlam çark olmaya çalışan
bir eğitim öğretim hikayesi

eğitim camiasına, sloganlarla konuşmak istemeyenlere, memleketimden insan manzaraları meraklılarına tavsiyemdir

not: hikayesi anlatılan köye okul 1974'te yapılmış. okuldan mezun olup şimdiye kadar liseyi bitiren sadece bir kişi var.

02 Kasım 2009

cep telefonu ve kürtler

çok sevdiğim bir arkadaşımla kürt açılımı üzerine tartışıyorduk. söylediği, savunduğu argümanları duyunca çok şaşırdım. yıllarca resmi organlar neyi propaganda etmişse onu söylüyordu. bir de "kürtler türktür, kürtçe diye bir dil de yoktur" deseydi tam olacaktı. şunu farkettim. bu arkadaşım bu meseleye bir cep telefonu alırken harcadığı kadar düşünce emeği ayırmamış. neden mi?

arkadaşım cep telefonu alırken bütün modellere bakar, modellerin teknolojilerini karşılaştırır ve onlar hakkında yorumları okur. ondan sonra da bu özellikleri kullanıp kullanamayacağını, o paraya değip değmeyeceğini araştırır. bu önemli bir kafa emeğidir.

peki kürt meselesinde ne yapmış. farklı yorumlara, önerilere bakmış mı? hayır. bu yorumların gerçekliklerini değerlendirmiş mi? hayır. önerilerin sonucu bizi nereye götürür düşünmüş mü? hayır. bu çatışmanın yaşandığı dünyadaki farklı örnekleri ve bu örneklerin çözümlenmesini araştırmış mı? hayır. ilk sorulması gereken soruyu yani bu olayın insani boyutu nediri sormuş mu? hayır.

işte böyle. ne yazık ki birçok insan bir cep telefonu alırken düşündüğü kadar bu olayı düşünmemiş. devlet, medya aracılığıyla önüne ne koymuşsa inanmış. olay böyleyken bu ne yaman çelişkidir ki, bu problemin çözümüne giden yolu da bu insanların tepkisi tıkamış durumda.

keşke kürt açılımından önce bir iki yıl süren bir türk açılımı yapılsaydı.

metin münir de umudunu yitirmiş: uyanıkken görünen rüyaya ümit derler

ben umudumu yitirmedim. bu hükümet bu problemi olduğu gibi bırakırsa asıl o zaman kaybeder. umarım bunun farkındadırlar.

ateş düştüğü yeri yakıyor

29 Ekim 2009

erkek adam en delikanlı duygu kabızıdır


leyla navaro'nun "bir cadı masalı" kitabından aşağıdaki alıntıyı alıyorum:
erkeklerin sosyalleşmesinde duygu söylemlerinin eksikliği, genelde erkekleri belirli bir-iki duyguyla kısıtlar. acı veren, olumsuz duygular (korku, üzüntü, kaygı, kırgınlık, kıskançlık, vb.) "erkeksi" sayılmaz. bu duygular erkeklere kendilerini özellikle zayıf ve etkilenebilir hissettirdiği için, kadınlara yakıştırılmış duygulardır. haliyle de tanımları konmamış, hele hele erkeklerde yok sayılmıştır. "erkek adam korkmaz, kaygı duymaz!" sonuçta erkeğe izin verilen hemen hemen tek duygu kızgınlık ve öfkedir. bu duygunun dışavurumu da, "erkeksi" olarak tanımlanan saldırganlıktır.

28 Ekim 2009

ağlayacağı yerde gülen, güleceği yerde ağlayan

metin münir, toplumumuzun nasıl ağlayacağı yerde güldüğünü ve güleceği yerde ağladığını güzel anlatmış. çingene çalar, kürt oynar

yapana kadar çok bariz

yazılım (software) dünyasında bir laf var: "yapılacak şey çok bariz, ta ki deneyene kadar" (it is obvious until you try it). sanırım bu cümleyi karmaşık, çok aktörlü, değişken birçok konu için söyleyebiliriz. mesela birçok insan ekonomi için ne yapılması gerektiğini çok net biliyordur, ya da kürt meselesi için ne yapılması gerektiğini...

bu cümle aşağıdaki cümlelerle birbirini destekleyen bir bakışa sahip:
"teoriler ancak gerçeklerle sınanabilir"
"hayat teorilerimizden daha yaratıcıdır"

27 Ekim 2009

memlekete benzemiyor, çöl gibi bir yer burası

çok şaşırtıcı, ufuk açıcı bir röportaj. milliyet'ten devrim sevimay'ın.
memlekete benzemiyor, çöl gibi bir yer burası
bana mülksüzleri çağrıştırdı.

26 Ekim 2009

habur, terör ve siyaset

hiç bir özet yapmadan kadri gürsel'in bugünkü yazısını aşağıya kopyalıyorum. durum daha iyi anlatılamazdı. milliyetteki yazının aslı bu bağlantıda.

Silahsiz gerillalara siyasetle cevap verin

Güneydogu’da birikmis olan siyasi enerjiyi bir nebze olsun hissedebilenlerin, Kandil ve Mahmur’dan dönenler için Habur’da düzenlenen coskulu karsilamaya bakarak sasirmasi mümkün degildi.
Baska türlüsü olamazdi... Habur’da tanik oldugumuz bir yönüyle enerji bosalmasidir... Diger yönüyle de siyasi bir meydan okumadir.
Habur’u gögüslemeye hazirlikli olmadigimiz için, iste böyle, bir hüsran yasadigimizi saniyoruz.
Ancak üzülmeyin, yasadigimiz gerçek bir hüsran degildi.
Nasil baktiginiza bagli...
Sürece, “PKK’nin tasfiyesi” olarak bakarsaniz, Habur vakasi karsisinda hayal kirikligi yasamaniz dogal... Kendi kendinize, “Bu ne biçim tasfiye?” diye sorarsiniz.
Zaten bu soruyu kendinize sormaniz için Habur’a binlerce PKK sempatizani toplandi. Sizin 34 PKK’linin dönmesini “PKK’nin tasfiyesi” olarak algilamanizi önlemek için... Bal gibi de siyaset yaptilar.
Ve devam edeceklerdir siyaset yapmaya, çünkü her iki taraf da silah kullanarak alabilecegi sonucu almis, alamayacagi sonuçlarin da ne oldugunu görmüstür. Silahin devri geçmis, siyasetin zamani gelmistir.

Silahli saçmaliklar
Devlet silah kullanarak Kürt sorununu bitiremeyecegini görmüs; PKK’ya da amacina silahla ulasamayacagini göstermistir. Bunu tersten de okuyabilirsiniz.
Her iki taraf da silahini bir digerine, silahla bir yere varilamayacagini göstermek için kullaniyor ve kan bu yüzden akiyorsa orada bir saçmalik vardir.
Dolayisiyla, sinirleriniz bozulsa da siyaset yapilacaktir. Siyaset adam öldürmekten iyidir.
Sinirleriniz bozuluyorsa, suçu sizi ikna etmeden, bilgilendirmeden yönlendirmeye çalisan hükümetinizde arayin.

Silahsizlanma, siyasallasma
Süreci “PKK’nin siyasallasmasi” olarak görebilirsek, ki siyasi bir çözüm baska bir sonuç üretmez; Habur’da olanlari içsellestirebiliriz.
Bunu yapamazsak, binlerce gencecik evladimizi sehit verme pahasina on binlercesini, silahlariyla birlikte ölü olarak ele geçirilmis sekilde görmeye alistigimiz PKK’li teröristlerden sekiz tanesi, üzerlerinde üniformalariyla Kandil’den gelir ve silahsiz olduklari halde bizi teslim alirlar...
PKK’nin silahsizlanmasi, siyasallasmasidir; “tasfiye olmasi” degildir. PKK, siyasallasabildigi oranda silahsizlasacaktir; veya tersi...
Dagda, silahli teröristlerle bas etmenin yolu belli; ama ovada karsiniza silahsiz gerillalar çikinca sasirmayip, ne yapacaginizi bilmeniz lazim...
Iste, silahsiz gerillalarla karsilastiginizda kapildiginiz duygular saskinlik ve infial halinde patlayarak hükümeti korkutmasaydi, onlar da PKK kafilelerini kabul etmeye devam edeceklerdi.
Simdi basimizda kafasi karisik bir hükümet var. Son demeçleri aralarindaki tartismalari yansitiyor gibiydi.
Basbakan Recep Tayyip Erdogan geçen persembe, “Bu yaklasimi (Açilimi kastediyor) kalkip da olumsuza dönüstürmek için ve bunu siyasallastirmak için böyle bir havanin içine girmek, bundan adeta siyasi bir rant devsirme gayretine girmek... Arzu etmeyiz ama bu isi tamamen sil bastan yapariz” diyerek DTP/PKK çevresini uyardi.

AKP oy kaybetmekle kalmaz...
Sayin Basbakan’i anlamak güç... PKK siyaset yapiyorsa siz de yapin... Mesela, Türk kamuoyunun yüregini ferahlatmak için sekiz teröristin Kandil’den inmesine paralel olarak PKK’nin bir miktar silahini Kürt bölgesinde olusturulmus özel bir komisyona teslim etmesi ve bunun duyurulmasi saglanamaz miydi?
Her neyse... Bakin, Basbakan Yardimcisi Bülent Arinç ertesi gün (Cuma) nasil da dogrulari söyledi: “Görüntü çok kötü ama gelislerin saglayacagi yarar çok önemli. Dolayisiyla bir dogum sancisi gibi geldi bana. Bunun arkasindan dönüsler devam edecektir. Devam etmezse süreç de devam etmez.”
Sürecin koordinatörü Içisleri Bakani Besir Atalay da Arinç’la ayni gün “Pek çok sürprizler var. (...) Daha ne gelismeler olacak göreceksiniz” dedi.
Basbakan ise gazetelerin bu demeçlerle çiktigi cumartesi günü Pakistan yolundayken, “Avrupa’dan 15 kisilik PKK’li grubunun gelisinin ertelendigini” açiklayarak süreci paydos etti.
AKP’nin oy kaybetmekten çekinmesi anlasilir bir durum. Ancak, asil AKP süreci yönetme anlayisina “sil bastan” yaparak, bir süre sonra kalinan yerden devam etmezse, kayiplar oydan öte, stratejik boyutta olabilir.
Bölgesel dinamikler de sürecin devamini zorluyor.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’nin önceki gün Sabah’ta yayimlanan demecinden: “Biz (Irak’tan) çekilmeden önce Türkiye bu konuyu (PKK’yi kastediyor) bitirecek. Askeri, siyasi, diplomatik çaba gösteriyoruz. Türkiye, Irak, ABD bu sorunu bitirmek için beraber çalisiyor.”