Bu gadget'ta bir hata oluştu

11 Şubat 2007

basit düşünmek

üniversite sınavına hazırlanırken dersanede ki fizik hocamızdan kaptığım bir düşünce biçimi vardı. çok basit bir düşünce biçimi ama çok yerde çok faydasını gördüm. fizikte problem çözerken hoca önce bize "bu problemde ki sabitler neler" diye sorardı. sabitlerin neler olduğunu araştırırken sorunun cevabına yol alırdık. bir çok yerde bu basit şeyi hayatıma yaydım diyebilirim. şimdi de düşünebildiğim kadarı ile bazı sabitleri (tabi bu sabitler hem benim sabitlerimdir, hem de ne kadar daha sabit olarak kalacaklarını bilemem) sizlerle paylaşmak istiyorum:

- ülkemiz tek bir etnik kökenden oluşmamaktadır (itiraz edenler için türkler, kürtler, çerkezler...)
- ülkemiz tek bir dini inançtan oluşmamaktadır (müslümanlık diyenler beni güldürmesin. sünnilik ve alevilik tamamen farklıdır. tek bir inanç çatısında buluşturulamaz. kanıtları maraş, çorum, sivas katliamları)
- dünya ekonomisinden bağları kopmuş şekilde ekonomimiz gelişemez (petrolün üzerinde otursaydık belki)
- üretim gittikçe daha kalifiye, yeni şeyleri öğrenme kabiliyeti güçlü çalışanlar tarafından yapılmaktadır. yani yetişmesi gereken iş gücü hem teknolojiyi kullanabilen, hem de yeni şeyleri öğrenebilen bireylerden oluşmalı. aksi halde ekonominin düzeleceğini ummak bana kolaycılık geliyor.
- toplusal yaşam da, iş yaşamı da uygar bireylere ihtiyaç duyuyor. nedir uygarlık: beraber yaşayabileme, birbirlerinin yaptıklarına ve haklarına saygı duyabilme.
- bundan önceki iki basitten beslenen bir basitte: hekesin iyi bir eğitim görmesi toplamda hepimiz için şart. yani kaliteli ve yaygın bir eğitim bireyin çıkarlarından daha çok toplum çıkarı için şart. dolayısıyla eğitimin olabildiğince eşit ve parasız olması gerekmektedir.
- rüşvet kültürü toplamda hepimize zarar
- kamuda adam kayırmayla, kadrolaşmayla atamaların yapılması hepimize zarar
- insanlar eğer çıkarlarını savunabiliyorsa, kültürlerini, inançlarını ve düşüncelerini yaşabiliyorsa o zaman kendisini toplumun bir parçası olarak görebiliyorlar
- toplumda ne kadar çok açlık, barınma gibi sorunlar varsa, can ve mal güvenliğimiz o kadar çok tehlikede oluyor
- daha sağlıklı bir iş yaşamı ve refahın daha adaletli yayılması için işverenlerin gücü dengelenebilmeli ve denetlenebilmelidir. işverenin gücünü dengeleyebilecek ve otokontrolü sağlayabilecek en etkin mekanizma çalışanların çıkarlarını koruyabilen ve genel olarak o iş kolunun işleyişinde söz sahibi olabilen sendikalardır.
- ülkeyi savunmak askerin görevidir
- toplum içinde güvenliği sağlamak polisin görevidir
- hukuk sistemi hızlı ve adil çalışabilmelidir
- bizler devlet için değil, devlet bizler için vardır
- bu ülkede her hangi bir grup tarafından devrim yapılabilmesi ya imkansızdır, ya da yapılmasının sonu iç savaştır
- darbenin getirdiğinden çok çok fazla götürdüğü oluyor
- kadınların ezilmediği bir toplum herşey için şart, aksi ne yapsan boş
- çevreyi ve hayvanları zarara uğratan bir üretim ve hayat tarzı pek uzun süre sürdürülemez.
- biz dahil bütün canlıların en temel amacı yaşamaktır. bu yüzden ölümü yücelten herhangi bir düşünce sağlıklı olamaz
- anayasada türkiye laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir yazıyor. tam anlamıyla laik, tam anlamıyla demokratik, tam anlamıyla sosyal ve tam anlamıyla hukuk devleti olabilen bir türkiye bir çok sorunu aşmış olacaktır.

işte ben bu basitleri kabul etmiş, bunları sağlayabilecek bir parti, bir hükümet, bir hareket istiyorum. böyle bir yapının iktidara çıkamadığı bir durumun bizi daha ne kadar acıya sürükleyebileceğini düşünmek istemiyorum

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Bu makaledeki düşüncelere %100 katılıyorum.

-Levent

findukzade dedi ki...

koruyucu hekimlik uygulanmalı sağlık sistemimizde.önden önlem alınmazsa sonrasında 50 katı daha fazla maliyete katlannıyoruz.
bu da var bence..

yavasyavas dedi ki...

doğru söylersin findukzade. doktor dediğin oldum olası kaçtığım konudur. misal hastalanırım, yatarım evde geçsin diye. neyse yeni yeni ilaç kullanmaya karşı olan psikolojik direnç kırıldı.