29 Haziran 2008

kazım koyuncu - yüksel caddesi

dün akşam 8 gibi yüksel caddesinden geçiyoruz. önce müzik sesi duyduk sonra kazım koyuncu'yu unutmayacağız pankartını gördük. arkasında bir grup (kibele) türkü söylüyor. kazım koyuncu'yu anmaya yakışır biçimde memleketin her yöresinden müzikler vardı. karadeniz tulum ile konuk oldu, güney doğu halaylara karıştı, kafkaslar akordeon ile anıldı... biraz ayakta durduk. sonra kenarda bir çayevine oturduk. ankara'da sıcak bir günde, açık havada, sadece insanlara ait bir mekanda, çayımızı içerken, türkülerini dinleyebildiğimiz insanlar, kazım koyuncuyu hatırlamak ve kalabalık beni çok rahatlattı. anmayı organize edenlere ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum. güzel bir kentte yaşıyormuşum gibi hissettim. ankara'da belediye başkanı olsam ilk yapacağım işlerden biri şu olurdu: otobüsleri ve dolmuşları güven parktan çıkarırdım. meşrutiyet ile gima arasını trafiğe kapatırdım. böylelikle kocaman bir bölge sadece insanlara ait olurdu. o zaman ne entkinlikler ne mekanlar kurulurdu.

kazım koyuncu'yu ölümünden önce severek dinlerdim. kardeşim "abi bak böyle bir adam var lazca rock yapıyor" diyerek tanıtmıştı. farklı sesi ve müziği ile etkileyiciydi. yalnız toplumda kalıcı izler bırakmış, her kesim ile güzel ve güçlü ilişkiler kurmuş biri olduğunu bilmiyordum. ölümüyle anladım.

koyverdun gittun beni, allah'ından bulasun
kimse almasun seni yine bana kalasun
sevduğum senun aşkın ciğerlerumi dağlar
hiç mi düşünmedun sen sevduğun böyle ağlar

resmi kazım koyuncu sitesi
vikipedi

sabah ezanı

malum havalar sıcak, cam açık yatıyoruz. geçen sabahın beşinde ezan sesi ile uyandım. uykum bölündü anlayacağınız. şöyle bir önerim var: diyanet işleri sabah namaz vaktinde çalan bir saati ürettirip halka bedava dağıtsın. bu saat radyo sinyali ile alarm çalması gerektiğini falan anlayabilir. bir çok yolu var. sabahları da camilerden ezan okunmasın. bu ülkenin yöneticileri sabah namazına kalkmayan insanların uykusuna saygı gösterir mi dersiniz? olur mu olur.

27 Haziran 2008

kusma isteğim

bu ülkede beni çok mutlu eden şeyler var. mesela yemek lezzeti ve çeşidi muhteşem. yalnız gerçekten de midemi bulandıran şeyler de var. mesela kadınlara sarkıntılık yapmanın, onları taciz etmenin erkeklik olarak algılanması midemi bulandırıyor. bağımsız tek başına hareket eden ya da küçük şehirlerde üniversite öğrencisi olan kadınların orospu olarak görülmesinden tiksiniyorum. böyle şeylerin benim ülkemde yaşanmasından dolayı utanıyorum.
ilgili yazı: bir kadın galata köprüsünde balık tutunca