sonunda efes'i görebildik. içeri girerken rehberlerden biri rehber istermisiniz diye sordu. şimdiye kadar her yeri kendi başıma, kitaptan falan okuyarak dolaştığım için hayır biz dolaşırız dedim. tabi 10 dakika içinde anladım bu mekanın rehbersiz dolaşılamayacağını ve geri dönüp bir rehber ile anlaştık. rehberimiz yılmaz bey sayesinde o muhteşem şehirde hayaller kurarak dolaşmaya başladık. belediyede ocağın ateşi yanıyordu. caddelerde yürürken bir törendeydik. esnaf dükkana çağırıyor kendi aralarında da o zamanın tavlasını oynuyordu. patroniçe güzellerini görmeye davet ediyordu bizi. mağazaların arasındaki merdivenlerden evlerine gidiyordu insanlar. romadan gelmiş fermanı duvara yazıyordu birileri. her kenardan heykeller, her duvardan tablolar bize eşlik ediyordu. benim hayatımda gördüğüm en güzel antik şehirdi. insanların ikibin sene önce böyle estetik ve planlı bir şehir kurmuş olmalarına gerçekten şaşırdım. şaşalı dönemlerinde 200binden fazla nüfusu varmış.
efes müzesi de ayrıyeten beni çok şaşırttı. gerçekten çok güzel bir müze. görmeden geçmeyin.



