Bu gadget'ta bir hata oluştu

21 Mayıs 2009

Titanik’in son yolcusu

3 ay önce yazılmış olan bu yorum gecikmeli olsa da yavaş yavaşta.

kate winslet titanik filmi ile aklımda yer etmiş bir oyuncuydu benim için ve hiç sevmedim sevemedim. Geçen bir hafta içinde izlediğim iki filmi; revolutionary road ve reader bu konudaki tüm fikrimi değiştirdi. İki filmi de çok beğendim ama özellikle winslet’ın oyunculuğunu beğendim, bende etki bırakan buydu.

Reader’da müthiş bir karakter çizmiş, okumayı bilmediği için utanan ve hayatına bu utanç duygusunun hükmetmesine izin veren, çok güçlü görünen ama bir yanı çocuk kalan, insanları ölüme göndermeyi işini yapmak olarak yorumlayan bir kadın. Hanna adındaki bu kadının ilk sahneden itibaren bakışı, duruşu, çocuğa karşı tavrı, ve de özellikle korktuğundaki gözleri, mutlu olduğundaki titremesini unutamıyorum, filmden kareler aklıma tekrar tekrar geliyor. En çok ta ona gönderilen kasetleri alıp hapishanede dinlemeye başladığı ilk an.

Geleyim diğer filme. Aslında filmde bazı kopukluklar vardı, bütün bir film olamamış izlenimi verdi bana ama aynı the hours filminde Nicole kidman’ın bende bıraktığı duygu gibi bir duygu bıraktı yine winslet. O da sanırım filmde kadın olmayı kadının sorgulayışını görmem. Kendini gerçekleştirememiş bir kadındı bu sefer winslet, ünlü olamamış, istediği işte başarılı olamamış, çocuklarıyla ilgilenmemiş, çok güçlü, eşi evi geçindiren, eşini ezen, ona da kendini iyi hissettirmeyen bir kadındı. Ama bir tutkuya kapılınca etrafına enerji veriyordu. Ancak işler istediği gibi gitmediğinde üzüntüsü ve öfkesi onu ölümüne kadar götürdü, hem riski göze alan, hem de umutsuz bir kadındı. geleceğinden umudu nasıl kestiğini onun gözlerinde gördüm. bu filmde de eşine paris planını anlatırken ki konuşma enerjisi ve herkesle vedalaşma sahnesi beni çok etkiledi, the hours ta ki kidman’ın ölmeye yatmadan önceki anı gibiydi.

Kate winslet hakkındaki fikrim yenilendi, önyargım kırıldı, aldığı ödülleri sonuna kadar hak etmiş başarılı bir karakter oyuncusu olduğunu titanik filmindeki tiplemesini kırarak bana gösterdi. Yanısıra şişirilmiş Scarlet johansson ile karşılaştırma kabul etmeyecek kadar doğal görünümlü ve güzel. Artık hangi filmi gelse giderim.

1 yorum:

yavasyavas dedi ki...

uzmanlaşma ile doğmuş bir felsefe var: "görevi yüceltmek". bu anlayışta herkes mutluluğunu ve yaşam amacını görevini tutkuyla ve ustalıkla yapmakta buluyor. bu anlayış kapitalist-sosyalist birçok ekonomik modelde yüceltiliyor. yüceltilmesini de anlıyorum.

işte reader kate winsletin oyunculuğu ile bu felsefeye çok sade ve etkili bir eleştiriyi yapmış. sadece görevimizden mi sorumluyuz? görevimizin tanımlandığı sistemden sorumlu değil miyiz? reader bu sorulara çok net ve ikna edici cevapları vermiş.

bayanların scarlet hakkında yaptıkları yorumları ise duymamazlığa gelmek gerek :)