geçen izmir fen lisesinin ankara'da buluşma yemeğine gittim. liseden mezuniyet tarihi 2000 ve daha öncesi olan birkaç kişi vardı. hemen hemen herkes 2006 ve 2007 mezunu idi. onlara bakarken üniversiteye geldiğim zamanları hatırladım. onlarla konuşmalarımda o zamanki düşüncelerim ve ruh halime ait birçok ipucu önüme serildi. tabiki o ip uçlarını tutup devam ettim.
aradan geçen bunca zamana karşı hala lise mezunlarının konuşabilecekleri ortak birşeylerin olması ve paylaşacakları ortak yaklaşımlar olması beni şaşırttı. mesela kendi çocuklarımızı izmir fen lisesine göndermeyeceğimiz konusunda büyük bir düşünce birliği vardı. biz ifl'den odtü'ye 40'tan fazla insan geldik. bir anda hepimiz başka alemlere dağıldık. bu yemekte anladım ki biz ifl'den kaçarken arkadaşlarımızdan kaçmışız.
dikkatimi çeken bir başka nokta ise liseden mezun olan arkadaşlarımızın kafasının "hangi meslek iyi para getirir?", "hangi yabancı dili öğrenmek mesleki olarak iyi olur?" gibi sorularla fazla uğraştığı. ülkenin önemli bir kesiminin önceliğini geçim korkusunun oluşturmasını çok doğal karşılıyorum. yalnız izmir fen lisesi'nden mezun olmuş ve güzel üniversitelerin güzel bölümlerini kazanmış kişiler için bu korku önceliğini yitirmeli. çünkü çok büyük bir aksilik olmadığı sürece bu arkadaşlar üst-orta sınıf bir gelire ve yaşam tarzına kavuşacaklar. "ama kariyerleri için gerekenleri yapmazlarsa başarılı olamazlar" gibi düşünceleri duyar gibiyim. tecrübelerimden ve gözlemlerimden çıkardığım şöyle bir durum var: başarılı insanlar yaptıkları iş için çok motive çalışıyorlar ve yaptıklarından zevk alıyorlar. bu yüzden bu arkadaşlara benim tavsiyem "iş hayatında başarılı olmak için ne yapmalıyım?" sorusunu bir kenara bırakmaları. bu soru yerine "yapmaktan keyif aldığım ve yapmak için motive olduğum şeyler neler?" diye sormalarıdır. motive oldukları ve zevk aldıkları şeyler iş hayatındaki yönelimlerini de olumlu bir şekilde etkileyecektir. tabi ki korkularında bir eylemsizliği var. ortam ve koşullar değiştiğinde bir anda eski koşullardan kaynaklı korkuların etkisi değişmiyor.
aradan geçen bunca zamana karşı hala lise mezunlarının konuşabilecekleri ortak birşeylerin olması ve paylaşacakları ortak yaklaşımlar olması beni şaşırttı. mesela kendi çocuklarımızı izmir fen lisesine göndermeyeceğimiz konusunda büyük bir düşünce birliği vardı. biz ifl'den odtü'ye 40'tan fazla insan geldik. bir anda hepimiz başka alemlere dağıldık. bu yemekte anladım ki biz ifl'den kaçarken arkadaşlarımızdan kaçmışız.
dikkatimi çeken bir başka nokta ise liseden mezun olan arkadaşlarımızın kafasının "hangi meslek iyi para getirir?", "hangi yabancı dili öğrenmek mesleki olarak iyi olur?" gibi sorularla fazla uğraştığı. ülkenin önemli bir kesiminin önceliğini geçim korkusunun oluşturmasını çok doğal karşılıyorum. yalnız izmir fen lisesi'nden mezun olmuş ve güzel üniversitelerin güzel bölümlerini kazanmış kişiler için bu korku önceliğini yitirmeli. çünkü çok büyük bir aksilik olmadığı sürece bu arkadaşlar üst-orta sınıf bir gelire ve yaşam tarzına kavuşacaklar. "ama kariyerleri için gerekenleri yapmazlarsa başarılı olamazlar" gibi düşünceleri duyar gibiyim. tecrübelerimden ve gözlemlerimden çıkardığım şöyle bir durum var: başarılı insanlar yaptıkları iş için çok motive çalışıyorlar ve yaptıklarından zevk alıyorlar. bu yüzden bu arkadaşlara benim tavsiyem "iş hayatında başarılı olmak için ne yapmalıyım?" sorusunu bir kenara bırakmaları. bu soru yerine "yapmaktan keyif aldığım ve yapmak için motive olduğum şeyler neler?" diye sormalarıdır. motive oldukları ve zevk aldıkları şeyler iş hayatındaki yönelimlerini de olumlu bir şekilde etkileyecektir. tabi ki korkularında bir eylemsizliği var. ortam ve koşullar değiştiğinde bir anda eski koşullardan kaynaklı korkuların etkisi değişmiyor.


